Bir kurumun ürettiği değerin bir bölümünün topluma dönmesi, çoğu zaman şirketler kârlı hâle geldikten yıllar sonra gündeme gelir. Sonradan eklenen bir bütçe kalemi olduğu için de ilk zor yılda kesilir. Nizam Vakfı'nı, bu sırayı tersine çevirmek üzere kurguladık: toplumsal katkı, grubun sonradan hatırladığı bir başlık değil, kuruluş tercihidir.
Vakfın önceliği eğitimdir. Maddi imkânsızlık nedeniyle eğitimine devam edemeyen bir öğrencinin karşılaştığı engel yalnızca kişisel bir kayıp değildir; ülkenin toplam kapasitesinden düşen bir eksiktir. Burs ve mentorluk programlarımızda ulaşılan öğrenci sayısını değil, takip edilen her öğrencinin yolunu önemsiyoruz.
İkinci alanımız kültür ve sanattır. Ticari karşılığı bulunmadığı için desteklenmeyen araştırma, yayın ve arşiv çalışmaları, bir toplumun kendi hafızasıyla kurduğu bağı belirler. Bu çalışmaların sürdürülmesine katkı sunmayı, uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Üçüncü alanımız toplumsal fırsat eşitliğidir. Özellikle büyük şehirlerin dışında yaşayan gençlerin ve kadınların ekonomik hayata katılımını kolaylaştıran programlar, görece küçük kaynaklarla en kalıcı etkiyi üreten çalışmalar arasındadır.
Vakfın başarısını yaptığı harcamayla değil, ulaştığı sonuçla ölçeceğiz. Desteklediğimiz her programın takip edilebilir bir çıktısı olacak; bu çıktıları kamuya açık biçimde paylaşacağız.
Bu alanlarda üzerimize düşeni paylaşarak yerine getirdiğimiz ölçüde, ülkemizin daha da güçleneceğine inanıyorum.